MAP TO UTOPIA


Role-play deneyimi ile birleştirilmiş, yeni medyayı teknolojinin imkanlarıyla bir araya getiren, interaktif bir performans.


Konsept: Ceren Ercan, Frank Heuel, Mark Levitas, Annika Ley, Fehime Seven
Yönetmen: Frank Heuel
Dramaturji ve Metinler: Ceren Ercan
Sanal Gerçekleştirme ve Sahne Tasarım: Annika Ley
Oyun Geliştirme ve Oyun Tasarımı: Fehime Seven
Prodüksiyon: Mark Levitas
Ses Tasarımı: Ömer Sarıgedik
Akademik Danışman: Miguel Sicart, Güven Çatak
İdari İşler (Almanya): Jennifer Merten
Basın ve halkla ilişkiler (Almanya): Claudia Grönemeyer
Proje Asistanları: Halil Ünsal, Yiğit Efe Çetin, Sıla Demiral, Selen Üçüncüoğlu, Ruth Baltes
Dökümantasyon: Zeynep Dilan Süren
Dijital Sahne Tasarım Asistanı: Buğra Erkenci
Oynayanlar (alfabetik sırayla): Alican Yücesoy, Elif Ürse, Ersin Umut Güler, Gizem Erdem, Okan Urun


Cities should open the opprtunities, connect people to new people, free us from the narrow confines of tradition — in a word, the city should deepen experience.

Rıchard Sennett

Map To Utopia Almanya’nın Bonn şehrinde kurulan fringe ensemble ile İstanbul’da çalışmalarını sürdüren Platform Tiyatro’nun ortaklığında oluşturuldu. Üç yıla yayılan (2019-2022) proje ‘geleceğin şehri’ üzerine bir tartışma zemini oluşturmayı amaçlıyor.

Performansın dilinin, tiyatro, game design ve yeni teknoloji arasında nasıl bir iletişim geliştirilebileceği sorusu ekseninde kurguluyor. Üç yıllık araştırma sürecinin ilk ayağı için çalışma sahası olarak Yeldeğirmeni’ni seçen ekip bölgenin tarihi, bugünkü dinamikleri ve gelecekte dönüşebileceği hal üzerine odaklandı.
Katılımcılar Yeldeğirmeni sokaklarında gezici bir AR (Augmented Reality) deneyimi ile semtte bir ‘hazine avına’ çıktılar. Seyircinin interaktif bir sekilde katıldığı semtin geçmiş, bugün ve geleceğini deneyimledigi bir performansa dönüştürdük ve performansın sonunda tüm seyircileri uzun bir sofrada buluşturduk. Bu süreç içinde uzun bir süre semti tüm dinamikleriyle deneyimledik.

Projenin ikinci kısmında, Map To Utopia bir kent ve özellikle semt merkezli bir dayanışma simülasyonu yaşatacak olan performans tasarlayarak, seyircileri de birbirleriyle komşu oldukları bu semtlerde yeni bir karakteri ve onun yolculuğunu inşa etmeye davet ediyor. Birbirimize dijital ağlar ve sinyallerle bağlı olduğumuz bir gelecek yerine dayanışma ile örülmüş bir toplumun haritasını öneriyor. Antik Çağ’da her kentte yer alan agoralarda halkın kendini ifade etme biçiminden yola çıkarak tüm bireylerin söz hakkı olduğu demokratik ve eşitlikçi bir paylaşım barındıran bir arada yaşama modeli sunuyor.